Alışveriş sepetiniz boş!
Bir kadının hayatındaki en mucizevi, en hassas ve biyolojik olarak en büyük dönüşümlerin yaşandığı dönem hiç şüphesiz hamilelik sürecidir. Anne adayının rahminde yeni bir yaşam filizlenirken, bedeni daha önce hiç tecrübe etmediği devasa bir hormonal fırtınanın içine girer. Bu dokuz aylık serüven boyunca, annenin kan hacminden organlarının yerleşimine, psikolojik durumundan metabolizma hızına kadar her şey tamamen baştan yazılır.
Elbette bu mucizevi dönüşümün en kritik ayağını beslenme alışkanlıkları oluşturur. Karnındaki bebeğin tüm hücresel yapı taşlarını, kemiklerini, beyin gelişimini ve sinir sistemini kendi yediği gıdalarla inşa eden anne adayı, doğal olarak ağzına koyduğu her bir lokmayı defalarca sorgulamaya başlar. Eskiden hiç düşünmeden tüketilen paketli gıdalar, rafine şekerler ve asitli içecekler yerini doğanın en saf, en temiz ve en katkısız formüllerine bırakır.
İşte bu arayışın tam merkezinde, binlerce yıldır şifanın ve arınmanın sembolü olan kovan ürünleri yer almaktadır. Hamilelik boyunca bedeni dışarıdan gelen sentetik tehditlere karşı korumak, azalan enerjiyi doğal yollarla yerine koymak ve rahmindeki bebeğe en temiz nektarı sunmak isteyen anneler için doğanın ürettiği eşsiz reçeteler mevcuttur.
Bu reçetelerin vücuttaki genel çalışma prensiplerini, hücre yenileyici gücünü ve bağışıklık kalkanı oluşturma kapasitesini tam anlamıyla kavrayabilmek adına, öncelikle doğal lavanta balı mucizesi ve faydaları isimli ana rehberimizi okumanız, bedeninizin bu şifa kaynağına nasıl tepki verdiğini içselleştirmeniz açısından büyük bir önem taşır.
Bu devasa şifa kaynağının, özellikle hamilelikte lavanta balı tüketimi söz konusu olduğunda anne adayının ve bebeğin fizyolojisine ne gibi spesifik dokunuşlar yaptığını, hormonal dalgalanmaları nasıl dengelediğini ve güvenli tüketim sınırlarının neler olduğunu bilimsel bir perspektifle derinlemesine incelemek, bilinçli bir hamilelik geçirmenin en temel kuralıdır.
Gebelik sürecinin özellikle ikinci ve üçüncü trimester (üç aylık) dönemlerinde, anne adaylarının en çok zorlandığı konulardan biri aniden bastıran, iradeyi zorlayan ve psikolojik bir savaşa dönüşen tatlı krizleridir. Bu krizlerin altında yatan asıl neden, hızla büyüyen fetüsün annenin kanındaki glikozu sürekli olarak çekmesi ve annenin kan şekerinde yaşanan ani düşüşlerdir.
Modern tıp, anne adaylarını bu dönemde rafine beyaz şekerden uzak durmaları konusunda şiddetle uyarır; zira hamilelik hormonları halihazırda vücudun insülin direncini artırmaktadır. Eğer anne adayı bu krizleri çikolata, şerbetli tatlılar veya paketli ürünlerle bastırmaya çalışırsa, pankreas aşırı yorulur ve hamilelik şekeri olarak bilinen "Gestasyonel Diyabet" riski devasa boyutlara ulaşır.
Gestasyonel diyabet hem annenin aşırı kilo almasına hem de bebeğin rahimde normalden çok daha iri (makrozomik) doğarak doğum komplikasyonlarına yol açmasına neden olur. Tam bu noktada gebelikte tatlı krizlerini önleyen doğal tatlandırıcı olarak lavanta balı, anne adaylarının en büyük kurtarıcısıdır. İçeriğindeki fruktoz ve glikozun o el değmemiş, kovan sıcaklığındaki eşsiz dengesi sayesinde kan şekerini aniden fırlatmaz.
Midedeki sindirimi yavaşlatan doğal enzimler, şekerin kana damla damla, istikrarlı bir şekilde karışmasını sağlar. Bu sayede anne adayı, öğleden sonraları yaşadığı o şiddetli şeker düşmelerini sadece bir çay kaşığı saf nektar ile, pankreasını yormadan ve bebeğinin insülin dengesini bozmadan güvenle atlatabilir. Hem damağında aradığı o ferah çiçeksi tadı bulur hem de kimyasal hiçbir katkı maddesi almadan enerji depolarını tamamen organik bir formülle doldurmuş olur.
Özellikle gebeliğin ilk üç ayında (birinci trimester), Beta-hCG ve östrojen hormonlarının kanda hızla yükselmesi, kadınların hayatını adeta kabusa çeviren şiddetli sabah bulantılarına ve kusmalara neden olur. "Hiperemezis Gravidarum" olarak adlandırılan bu ağır bulantı tablolarında, anne adayı su içmekte bile zorlanır, midesi sürekli kasılır ve yediği her şeyi çıkarma eğilimi gösterir.
Bu durum hem annenin psikolojisini yıpratır hem de bebeğin gelişimi için gerekli olan ilk vitaminlerin alınmasını engeller. Mide asidinin sürekli yemek borusuna kaçması (reflü) ve midedeki yanma hissi, sentetik ilaçlar kullanılamadığı için katlanılması çok zor bir hal alır. Doğanın bu biyolojik sarsıntıya verdiği en güzel yanıt ise bitkilerin özünden süzülen şifadır.
Hamilelik bulantılarına karşı doğal lavanta balı kullanımı, mide çeperini ince bir film tabakası gibi sararak mide asidinin yemek borusuna verdiği tahribatı anında durdurur. Lavanta bitkisinin kendi genetiğinde barındırdığı o inanılmaz antispazmodik (kasılma önleyici) etki, bala geçtiğinde annenin sürekli kasılan midesini saniyeler içinde gevşetir ve yatıştırır.
Sabah yataktan kalkmadan hemen önce yatağın başucunda bulunduracağınız tuzlu bir krakerin üzerine süreceğiniz çay kaşığının ucu kadar lavanta balı, kan şekerinizi anında toparlayarak o korkunç bulantı hissini beynin merkezinden siler atar. Bulantıları hafifleyen anne adayı, günün geri kalanında bebeği için çok daha sağlıklı ve çeşitli besinleri tüketebilecek mide rahatlığına kavuşur.
Hamilelik döneminin en ilginç ve en az bilinen biyolojik gerçeklerinden biri, anne adayının bağışıklık sisteminin bilerek ve isteyerek kendini baskılamasıdır. Eğer annenin savunma sistemi normal kapasitesinde çalışsaydı, genetiğinin tam olarak aynısı olmayan, babadan gelen yabancı DNA'ları taşıyan fetüsü bir virüs veya tümör gibi algılayıp ona saldırabilir ve düşüğe neden olabilirdi.
Bebek rahimde güvenle büyüsün diye kendi koruma kalkanlarını indiren anne adayı, bu dokuz aylık süreçte dışarıdan gelen grip, nezle, soğuk algınlığı ve boğaz enfeksiyonlarına karşı son derece savunmasız hale gelir. Üstelik hamilelikte antibiyotik ve ağır ağrı kesicilerin kullanımı bebeğin organ gelişimine zarar vereceğinden (teratojenik etki) kesinlikle yasaktır.
İlaç kullanamayan, sürekli öksüren ve ateşi çıkan bir hamile kadının en büyük doğal silahı, arıların kovanı korumak için ürettiği propolis ve enzim bakımından zengin nektarlardır. Gebelikte bağışıklık sistemini güçlendiren ham bal, içeriğindeki doğal hidrojen peroksit aktivitesi, polifenoller ve zengin C vitamini sayesinde boğazdaki enfeksiyonu henüz kuluçka aşamasındayken yok eder.
Eğer hamilelik sürecinde öksürük krizleri yaşıyor ve "bu öksürük bebeğime zarar verir mi" diye endişeleniyorsanız, doğal yöntemlerle nasıl şifa bulacağınızı anlattığımız bebeklere lavanta balı verilir mi? makalemizdeki bağışıklık güçlendirme mekanizmalarını da inceleyerek anne-bebek fizyolojisi arasındaki o eşsiz bağı daha iyi anlayabilirsiniz. Ilık bir suyun veya ıhlamurun içine katılan bir kaşık lavanta nektarı, antibiyotiklerin sentetik yan etkilerini barındırmadan annenin akyuvarlarını destekler ve onu kış hastalıklarına karşı devasa bir biyolojik zırhla kaplar.
Hamile kadınların bal tüketimi konusunda en çok korktukları ve internette en çok kafa karışıklığı yaratan konu şüphesiz botulizm riskidir. Birçok anne adayı, "bebeklere bal verilmesinin yasak olduğunu biliyorum, o halde hamileyken bal yersem karnımdaki bebeğime de bu bakteri geçer mi?" endişesiyle bu şifa kaynağından tamamen uzak durur.
Ancak tıbbi ve bilimsel gerçekler, anne adaylarının içini son derece rahatlatacak kadar nettir. Yetişkin bir kadının midesi, dünyanın en güçlü asidik asitlerinden birine sahiptir. Anne adayı balı yediğinde, eğer ürünün içinde doğadan gelen mikroskobik "Clostridium botulinum" sporları varsa bile, annenin mide asidi bu sporları saniyeler içinde parçalar, eritir ve aktif hale geçmesine asla izin vermez.
Parçalanan bu sporların veya bakterilerin plasentadan (anne ile bebek arasındaki kordon bariyerinden) geçerek fetüse ulaşması biyolojik olarak imkansızdır. Yani hamilelikte tüketilen bal, anne karnındaki bebeğe hiçbir botulizm riski taşımaz. Bebeklerin bir yaşına kadar bal yiyememesinin sebebi, doğduktan sonra mide asitlerinin henüz bu bakteriyi parçalayacak kadar güçlenmemiş olmasıdır. Kısacası, anne adayı hamilelikte organik bal tüketimi konusunda kendini tamamen güvende hissedebilir; yediği nektarın sadece ve sadece vitaminleri, mineralleri ve enzimleri plasentadan süzülerek bebeğin kordonuna ulaşır ve onun gelişimini muazzam bir şekilde destekler.
Rahim içinde büyüyen fetüsün kemik yapısı, organ gelişimi ve hücre bölünmesi, dünyadaki en mucizevi ve en çok enerji gerektiren biyolojik işlemlerden biridir. Bebek, bu devasa inşaat süreci için annenin kanındaki tüm kalsiyum, demir, çinko ve magnezyum rezervlerini hızla tüketir.
Eğer anne adayı bu mineralleri dışarıdan yeterince alamazsa, bebek ihtiyacı olan kalsiyumu doğrudan annenin kemiklerinden ve dişlerinden çekmeye başlar; bu da hamilelikte sık görülen diş çürümelerine ve kemik erimelerine yol açar. Lavanta bitkisinin o eşsiz florasından elde edilen nektar, kendi içinde barındırdığı demir ve potasyumun yanı sıra, bağırsaklardaki emilimi artırma konusunda gerçek bir ustadır.
Anne karnındaki bebeğin gelişimine faydaları incelendiğinde, balın içindeki prebiyotik liflerin, annenin tükettiği süt, yoğurt veya yeşil yapraklı sebzelerdeki kalsiyumun ve demirin bağırsaklardan çok daha yüksek oranda kana karışmasını (biyoyararlanım) sağladığı görülür.
Yani sadece kendi içindeki vitaminleri vermekle kalmaz, aynı zamanda anne adayının yediği diğer sağlıklı gıdalardaki vitaminlerin vücut tarafından hücrelere çekilmesini bir katalizör gibi hızlandırır. Bu sayede fetüsün nörolojik gelişimi, kemik yoğunluğu ve doku inşası eksiksiz bir şekilde tamamlanırken, anne adayı da kendi beden rezervlerini koruyarak hamileliğe bağlı fiziksel çöküntülerden tamamen korunmuş olur.
Karnı büyüdükçe yatış pozisyonu bulamayan, sık sık tuvalete kalkmak zorunda kalan ve yaklaşan doğumun psikolojik stresiyle baş etmeye çalışan anne adayları için kaliteli ve kesintisiz bir gece uykusu neredeyse imkânsız hale gelir. Geceleri uyuyamamak, ertesi günün kortizol (stres) hormonunu tavan yaptırarak annenin tansiyonunu yükseltir ve bebeğin huzursuz olmasına neden olur.
Hamilelikte uyku hapı kullanmak veya ağır sakinleştirici çaylar (adaçayı gibi düşüğe neden olabilecek bitkiler) içmek kesinlikle tehlikelidir. Bu noktada doğanın en zarif sakinleştiricisi olan lavanta çiçeğinin mucizesi devreye girer. Lavanta kokusunun ve aromasının sinir sistemini yatıştırdığı yüzyıllardır bilinmektedir; bu bitkiden elde edilen bal da aynı yatıştırıcı etkiyi sindirim yoluyla tüm bedene yayar.
Gece yatmadan önce ılık sütün içine katılan küçük bir miktar nektar, beyindeki triptofan amino asidinin hızla melatonine (uyku hormonu) dönüşmesini sağlar. Hamilelikte uyku problemlerine doğal çözüm arayan anneler için bu eşsiz rutin, bedendeki gerginliği alır, sinir uçlarını rahatlatır ve derin, onarıcı bir uykuya zemin hazırlar. Beden dinlendiğinde, rahimdeki kasılmalar da azalır ve bebek anne karnında kendini çok daha güvende, çok daha huzurlu hisseder.
Düzenli uykunun ve zihinsel sakinliğin metabolizmaya etkilerini zayıflama üzerinden detaylandırdığımız lavanta balı zayıflatır mı? isimli makalemizdeki hormonal mekanizmaları incelediğinizde, bu nektarın bedeni nasıl bir dengede tuttuğuna çok daha yakından şahit olabilirsiniz.
Hamileliğin kadın bedeni üzerinde bıraktığı en belirgin fiziksel izlerden biri de karın, basen ve göğüs bölgesinde oluşan, derinin hızlı esnemesine bağlı olarak gelişen yırtılmalar, yani cilt çatlaklarıdır. Eczanelerde satılan kimyasal içerikli çatlak kremleri, paraben ve parfüm barındırdığı için deriden emilerek kana karışma ve fetüse ulaşma riski taşır.
Oysa cildin esnekliğini korumak, kolajen dokusunu beslemek ve yırtılmaları engellemek için doğanın kendi laboratuvarından çıkan mucizelere güvenmek en sağlıklı yoldur. Hamilelik çatlakları için doğal lavanta balı maskesi, karın bölgesi büyümeye başladığı andan itibaren anne adaylarının en yakın dostudur.
İçeriğindeki yoğun antioksidanlar ve amino asitler, zeytinyağı veya badem yağı gibi doğal taşıyıcı yağlarla karıştırılıp gergin karın derisine nazikçe masaj yapılarak sürüldüğünde, cildin alt katmanlarına kadar inerek o bölgedeki hücreleri derinlemesine nemlendirir. Lavantanın hücre yenileyici (rejeneratif) özelliği, derinin elastikiyetini maksimum seviyeye çıkarır.
Çatlakların henüz pembeleşmeye başladığı ilk evrelerde uygulanan bu doğal bakım, ciltteki kaşıntıyı ve gerginliği anında alırken, yırtıkların kalıcı beyaz izlere dönüşmesini büyük ölçüde engeller. Tamamen yenebilir ve organik olan bu karışımı cildinize sürmek, karnınızdaki bebeğinizi hiçbir kimyasala maruz bırakmadan kendi güzelliğinizi korumanın en saf, en iç rahatlatıcı yöntemidir.
Zorlu ve yorucu dokuz ayın ardından gelen doğum anı, annenin vücudundaki tüm enerji rezervlerinin sıfırlandığı, büyük bir eforun harcandığı ve kan kaybının yaşandığı devasa bir travmadır. Lohusalık dönemi olarak adlandırılan bu toparlanma sürecinde, annenin hem kendi hücrelerini onarması hem de bebeği için besleyici, antikor dolu bol miktarda anne sütü üretmesi gerekir.
Halk arasında süt yapsın diye lohusa şerbetleri, şekerli kompostolar ve ağır baklavalar tüketilir ancak bunlar anneye sadece boş kalori ve kilo olarak geri döner. Sütün kalitesini artıran şey şeker değil, sıvı tüketimi ve kaliteli mineral alımıdır. Lohusalık döneminde emziren annelerde lavanta balı kullanımı, bedenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi hücrelere en temiz şekilde ulaştırır. İçeriğindeki fitoöstrojenik bileşenler, annenin süt bezlerini uyararak süt üretimini (laktasyon) doğal yollarla artırırken, sütün kalitesini, yağ oranını ve bebeğe geçecek olan koruyucu antikor miktarını zirveye taşır.
Doğum sonrası yaşanan lohusa depresyonu ve duygu durum dalgalanmaları üzerinde de lavantanın o meşhur serotonin (mutluluk hormonu) artırıcı etkisi devreye girerek, annenin yeni hayatına çok daha pozitif, çok daha enerjik ve huzurlu bir şekilde adapte olmasına devasa bir katkı sağlar.
Tüm bu mucizevi etkileri, bağışıklık desteklerini ve fizyolojik onarım mekanizmalarını okuduktan sonra anne adaylarının dikkat etmesi gereken en hayati ve en kırılgan nokta ürünün doğruluğudur. Hamilelik gibi hataya yer olmayan, en ufak bir zehirlenmenin veya kimyasal maruziyetin doğrudan bebeği etkileyeceği bir dönemde, market raflarında satılan, menşei belirsiz, kaynatılarak pastörize edilmiş ve mısır şurubuyla tağşiş edilmiş (sahteleştirilmiş) ürünlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.
Bu tarz sahte şekerlemeler bırakın şifa vermeyi, gebelik şekerinizi fırlatır ve karaciğerinize zarar verir. Hamile bir kadının tüketmesi gereken şey; yüksek rakımlı vadilerde, tarım ilacından (pestisit) ve egzoz dumanından kilometrelerce uzakta arıların ürettiği, kovan sıcaklığında sağılan ve tüm polen değerlerini, enzimlerini koruyan gerçek ve analizli ham baldır. Bu süreçte günde bir veya iki tatlı kaşığını geçmeden, mutlaka kadın doğum uzmanınızın beslenme listenize verdiği onayla birlikte tüketim rutinini oluşturmalısınız.
Ailenizin en değerli varlığını içinizde büyütürken, kendi bedeninizi ve onun minik kalbini doğanın en güvenilir kalkanıyla korumak istiyorsanız, laboratuvar analizleriyle saflığı kanıtlanmış, hiçbir ısıl işlem görmemiş ve içeriğinde lavanta bitkisinin tüm onarıcı mucizelerini barındıran işlenmemiş lavanta balı ürünümüzü hemen inceleyebilir, bu zorlu ama bir o kadar eşsiz serüvende gücünüze doğadan gelen gerçek bir güç katabilirsiniz. Baldan Adam kovanlarından evinize ulaşan bu tertemiz nektar, bebeğinize kavuşacağınız o güzel güne kadar sizin en tatlı, en koruyucu ve en sadık destekçiniz olacaktır.
https://www.baldanadam.net/image//data/blog/bal-rehberi/hamilelikte-lavanta-bali-tuketimi.jpg
Bir Yorum Yaz